AGGİK BASKETBOL OKULU
Ana Sayfa
Sporcularımız
Müsabakalar
Aktivitelerimiz
Organizasyonlar
Kayıt Şartları
Ön Kayıt Formumuzu Doldurmak İçin Tıklayınız.
 


 
Atatürk Köşemizi Ziyaret Etmek İçin Tıklayınız.
Antalya Hakkında Herşey
Proğram ve Oyun İndirebilirsiniz.
Fotoğraf Galerimiz
Fotoğraf Galerimiz
Görüş ve Önerileriniz İçin Tıklayınız.
Kayıt Formu
Kayıt Şartları
 


 
Osmanlılar Döneminde Antalya Sayfasına Dön Antalya'nın Tarihi Yerleri Ana Menüsüne Dön ANTALYA'NIN TARİHÇESİ Antalya'nın Tarihi Yerleri Ana Menüsüne Git Cumhuriyet Yıllarında Antalya Sayfasına Git
MİLLİ MÜCADELE DÖNEMİNDE ANTALYA

Balkan Savaşı’nda yenilen Osmanlı İmparatorluğu, İtalyanlar’a bazı ayrıcalıklar veren bir barış antlaşması imzalamak zorunda bırakılmıştı.

Bu antlaşmadan sonra ilk sivil İtalyan grubu, Rodos Belediye Başkanı ile birlikte Antalya’ya geldi. O sırada Antalya kentinde, İtalyan uyruklu üç Rum, iki Yahudi aile vardı ve bunlar haklarının korunması konusunda İngiliz Konsolosluğu’na yetki vermişlerdi.
Önce İngiliz Konsolosluğu’na verdikleri yetkiyi geri aldılar. Yeni yapılmış bir evi İtalyan Konsolosluğu binası olarak kiraladılar ve üzerine bayraklarını çektiler.

Trablusgarp’ta İtalya ile savaş devam ederken, Antalya Mutasarrıflığı’na Niğdeli Abdullah Sabri Bey tayin edilmişti. Abdullah Sabri Bey’in ölmesi üzerine, yerine Burdur Sancak Beyi Kemal Bey tayin edildi. İtalyanlar’ın Antalya’yı sömürgeleştirme isteklerinin ilk işareti 19 Eylül 1329 (2 Kasım 1913) tarihinde bir okul açma girişimi ile başladı. Sancak beyi bunu önlemiş ancak İtalyanlar, bu kez Cavalini adında bir deniz yüzbaşısı getirerek, kadınlara ait bölümü de bulunan ve bugün Yenikapı semtinde Dumlupınar İlkokulu’nun bulunduğu binada sekiz yataklı bir hastane açtılar. Kendilerine resmi izin verilmemişti. Fakat Dr. Cavalini işi kılıfına uydurarak, bunun şimdilik bir klinik olarak kullanılacağını belirtmiş ve hasta yatırarak çalışmaya başlamıştı bile. Bunun arkasından, yine izin alınmadan bir de okul açıldı. Sancak valisi, bu gelişmeler karşısında bir şey yapamıyor; İtalyanlar ise, kapitülasyon hayalinden güç alarak, bu türdeki çalışmalarını elden geldiğince arttırıyordu.

Bu sırada İtalyan Hastanesi, hem kadın hem erkek hastalar alarak, ücretsiz ilaçlar vererek, alabildiğine çalışıyordu. Ne yazık ki, o günlerde Antalya’da, tek resmi doktor; Belediye Doktoru Ispraki Efendi’ydi. Halk çaresiz akın akın İtalyan Hastahanesi’ne koşuyordu ve bunu engellemek olanaksızdı. Ayrıca Dr. Cavalini köylere kadar gidip hastalara bakıyor, ilaç parasını bile cebinden veriyordu.
Öte yandan, çeşitli alanlarda büyük bir çalışma devam ediyordu. Çok eski tarihlerde İtalyan uyruklu iki kişi adına arama izni alınmış, fakat geçerliliği kalmamış, hattasahipleri ölmüş maden yatakları üzerinde hak iddia etmek, sinema açmak, elektrik fabrikası kurmak, demiryolu açmak vs… gibi şeyler yapılıyordu.

İtalyan Konsolosu, yerel emniyet ve belediye zabıtası işlerine karışarak, küstahlığını daha da ileriye götürmüştü. Fakat Birinci Dünya Savaşı’nın başlaması, cesur girişimleri ile tanınan Sabur Sami Bey’in sancak beyi olarak gelmesi ve konsolosun aşırı hareketlerine sert bir şekilde karşılık vermesi durumu değiştirdi. Konsolos, doktoru ve başka İtalyanlar’ı da yanına alıp, haliyle bütün tesisleri de bırakarak çekip gitti.

Birinci Dünya Savaşı’ndan sonra savaştan kazançlı çıkan İtalyanlar’ın ilk hareketi Antalya’ya tekrar pençelerini uzatmak olmuştur.
Antalya’nın ticari ilişkileri, yalnız deniz yoluyla sağlanıyordu. Şeker, Trieste’den gemilerle; manifatura ve benzeri Marsilya’dan, pirinç ve kahve Mısır’dan Arap gemileriyle geliyordu. İstanbul ve İzmir ile arasındaki bağlantı; Yunanlı Yandelion, sözde Osmanlı, aslında Rum Hacı Davut’un gemileriyle sağlanıyordu. Karadan Yörükler aracılığı ile develerle Koçhisar’dan tuz getirtiliyordu.

1911 yılında başlayan Trablusgarp Savaşı, deniz seferlerini sekteye uğratmış, hele 1914-1918 arası Fransız kruvazörlerinin ablukası yüzünden Antalya’nın dış dünya ile bağlantısı tamamen kopmuştu. Kibrit çöpüne kadar her gereksinimini dış ülkelerden sağlayan Antalya halkı da bu yüzden oldukça bunalmıştı. Halk bu deniz yolunun biran evvel açılmasını gözler olmuştu.
Mondros Antlaşması’ndan sonra bu yolu ilk kez Rodos’taki İtalyanlar açtı. Rodos Belediye Başkanı’nı da taşıyan bir İtalyan gemisi Antalya’ya yanaştı. Başta giyecek maddeleri olmak üzere, Antalya’nın pek çok ithal maddesine gereksinimi vardı.

Öte yandan, dört yıldan beri boş olan Ticaret Odası Başkanı H.Ratip Osman Efendi’nin kiralık evi, yine İtalyan Konsolosluğu olmuştu. İngiltere Konsolosluk binası ise, şimdiki Özel İdare İşhanı’nın bulunduğu yerdeki zamanındaki binanın sahibi olan ve daha sonraları sürgnedildiği İstanbul’da ölen İngiliz Konsolosu’nun varisi kız kardeşinden kiralanmıştı.
O yıllarda Anadolu’nun dünyaya açılan iki kapısı vardı. Karadeniz’de İnebolu ve Akdeniz’de Antalya. Her gün çok sayıda ticaret gemisi gidip geliyordu Ve İtalyanlar birinci sıradaydılar.

1919 yılının ilkbahar aylarında Antalya Limanı’nda bir İtalyan zırhlısı ile kıyıya kadar sokulmuş bir İtalyan torpidosu günlerce bekliyor, zırhlının tahliye botları, rıhtım ile er arasında mekik dokuyordu. Öte yandan; mütareke sonunda Antalya sancağı gitmiş, yerine bir yenisi tayin edilmemişti. Hükümet, Sadrazam Damat Ferit Paşa’nın elindeydi. Dahiliye Nazırlığı görevini ise, İbradılı ünlü Cemal Bey yürütüyordu. Akka Defterdarı iken, Filistin’in kaybı üzerine Antalya Defterdarlığı’na atanan İbradılı Bey’e (Talat Kişmir) Sancak Beyliği vekaleten verilmişti.

Cumhuriyet Yıllarında Antalya Sayfasına Git

 

 
Toplam 21985 Ziyaretçi
Site Haritası   Powered by Ekipbilişim